Rafet Ulutürk

Tarih: 19.01.2026 08:17

Sessizliğin Öğrettikleri

Facebook Twitter Linked-in

“Ne çok şey sessiz, sedasız gönlümüze gömüldü…”
Belki de bu cümleyi hep bir yas gibi okuduk. Oysa her gömülen şey kayıp değildir. Bazıları bizi hayatta tutmak için geride bırakılır.

İnsan her şeyi yanında taşıyamıyor. Her kırgınlığı, her beklentiyi, her hayali… 
Yol uzun, yük ağır. Bazen konuşmamayı seçiyoruz; çünkü susmak, kavga etmekten daha öğretici oluyor. Sessizlik bazen kaçış değil, bilgeliktir.

Güneşin batması gibi… Kimse ona küsmüyor. Batıyor çünkü görevini tamamladı. Gün ışığı çekilirken geceye alan açıyor. Belki biz de bazı duyguları bu yüzden uğurluyoruz. Devam edebilmek için.

Akşamın olması gibi… Akşam bir son değil, yavaşlamadır. Günün telaşı diner, sesler azalır. İnsan kendisiyle kalır. İçimize gömdüklerimiz işte tam bu saatlerde şekil değiştirir. Acı olmaktan çıkıp tecrübeye dönüşür.

Herkes her şeyi yüksek sesle yaşamak zorunda değil. Bazı vedalar fısıltıyla olur. Bazı kararlar alkış istemez. İnsan büyüdükçe daha az açıklama yapar. Çünkü anladığını anlatma ihtiyacı kalmaz.

Belki de sessiz gömdüğümüz şeyler, bizi yaralayan hâlimizdi. Sürekli onay bekleyen tarafımız, kırılgan gururumuz, herkes için kendinden vazgeçen benliğimiz… Onları toprağa verdik ki, daha sağlam bir “biz” filizlensin.

Sessizlik bazen sabırdır.
Bazen affetmektir.
Bazen de “artık bu bana iyi gelmiyor” diyebilmenin en sakin hâli.

Güneş yine batacak. Akşam yine olacak. Ama her karanlık, bir dinlenme vaadi taşır. Ve her suskunluk, içinde yeni bir ses hazırlar.

Belki de mesele, neyi kaybettiğimiz değil;
neyi taşıyamayacak kadar büyüdüğümüzdür.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —