Vahit Özdemir

Tarih: 20.01.2026 13:29

SAYIN SAĞLIK BAKANI İLE SAYIN İÇİŞLERİ BAKANINA AÇIK MEKTUP:

Facebook Twitter Linked-in


SAĞLIK TURİZMİ ÇERÇEVESİNDE ÖNÜMÜZDEKİ 5 YIL İÇERİSİNDE OLUŞACAK 5 TRİLYON DOLARLIK PASTADAN TÜRKİYE NE KADAR BİR HİSSE ALABİLECEK?

Bugün Türkiye sağlık turizminden 2 milyar dolar civarında bir para kazanmaktadır.

Dünya nüfusu ciddi şekilde yaşlanmaktadır.

Sosyal Sigortalar Kurumuna ait hastaneler Sağlık Bakanlığına devredildi.

Doğru bir iş yapıldı.

Eskiden Polis Hastanesi, Ziraat Bankası Hastanesi, Devlet Demir Yolları ve diğer resmi kurumların ve bankaların hastaneleri vardı.

SSK veya Bağ-Kur’a tabi vatandaşlarımızın muayene olmaları veya hastaneye gitmeleri  fermana muhtaçtı.

Gece yarısı muayene olabilmek için hastalar sıraya giriyorlar veya bir gün önce SSK Hastanelerinde görev yapan doktorların muayenelerine giderek peşin vizite ücreti ödeyerek ancak muayene olabiliyorlar ve gerekli ilaçlarını şu veya bu şekilde temin edebiliyorlardı.

Bendeniz Emekli Sandığına tabi devlet memuru olduğum için elimde bir sevk kağıdı olduğu halde istediğim devlet veya üniversite hastanelerinde rahatlıkla muayene ve tedavi olabiliyordum.
SSK veya Bağ-Kur’luların çektiği hastane çilesini ben çekmedim.

2008 yılında Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur  Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çatısı altında birleşti.

Böylece devlet memuru, işçi ve serbest çalışan ayırımı ortadan kalkmış oldu.

Herkes SGK’na tabi çalışan haline geldi.

Türkiye’de yaşayan herkesin çok şükür bir sosyal güvencesi var.

Şu anda 17 milyon vatandaşımız SGK’dan emekli, dul, yetim  aylığı veya sosyal yardım almaktadır.

17 milyon çok ciddi bir rakam.

CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ağır muhalefeti ve yaklaşan seçimleri dikkate alan hükümet,  2,5 milyon EYT’linin emekli olmasını mecburen kabul etti.

Bayanlar 38, erkekler 43 yaşında emekli oldular ve halen 2’inci bir işte çalışmaya devam ediyorlar.

Rahmetli Menderes’in deyimiyle fahiş bir hata.

Yurtdışından gelen pek-çok kişi tedavi için diş veya saç ekimi için Türkiye’yi tercih ediyorlar.

Vizeye ihtiyacı olmayan Avrupalılar rahatlıkla Türkiye’ye geliyorlar.

Fakat maddi bakımdan durumları çok iyi olan başta Afganistan, Pakistan ve Bangladeş gibi ülke vatandaşları Türkiye’ye gelebilmek için vize alamıyorlar.

Neden?

Çünkü daha önce Türkiye’ye turistik veya tedavi amacıyla gelmek isteyenler yurtdışındaki Büyükelçiliklerimize veya Başkonsolosluklarımıza müracaat ediyorlar ve şartları uyanlar vizelerini alarak ülkemize girebiliyorlardı.

Vize yetkisi İçişleri Bakanlığına bağlı Göç İdaresi Başkanlığına devredilince Göç İdaresi geri kalmış ülkelerden gelecekleri potansiyel bir terörist  gördüğü için anında vizeye  red cevabı vermektedir.

Oysa, Türkiye’ye illegal yollardan gelmek isteyenler şu veya bu yolla Türkiye’ye giriş yapabilmektedirler.

Göç idaresinin  ciddi bir revizyona ihtiyacı vardır.

Sağlık turizmi çerçevesinde ülkemize gelmek yabancı hastaların bulunduğu ülkelerdeki  Büyükelçiliklerimiz veya Başkonsolosluklarımıza birer SAĞLIK ATAŞELERİ’nin Sağlık Bakanlığı tarafından atanmasının uygun olacağını düşünüyorum.

Sağlık Ataşeleri hastaları muayene eder ve hastaların beraberinde refakatçileri olduğu halde Türkiye’deki özel veya devlet hastanelerini sevkini yapabilir.

Tedavi olacak hastalar ülkelerinden gelmeden önce tedavi giderlerini Sağlık Bakanlığının bankadaki resmi hesabına da transfer edebilirler.

Bugün Afganistan’dan her gün 1.000 kişi uçaklarla şifa aramak için Hindistan’a gidiyorlar.

Oysa, müslüman hastalar Türkiye’de tedavi olmak istiyorlar.

İyi bir organizasyonla ülkemizin SAĞLIK TURİZM’den her yıl  en az 60 milyar dolar kazanması kuvvetle muhtemeldir.

Gereğini Sayın Sağlık Bakanımız ile Sayın İçişleri Bakanımızın takdir ve değerlendirmelerine saygılarımla sunuyorum.

Vahit Özdemir
20 Ocak 2026


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —