Bazen hayatı bir seyirci gibi izlerken buluruz kendimizi. Hep bir "eşik" belirleriz: "Şu sınav bir geçsin, şu borç bir bitsin, şu işler bir yoluna girsin; işte o zaman mutlu olacağım." Oysa bilgelerin o kadim uyarısı kulaklarımızda çınlar: “Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.”
Hayat, durup dinlenen bir su birikintisi değil; sürekli çağıldayan, yatağını zorlayan bir akıştır. Ve biz o kıyıda bekledikçe, sadece geçen zamanı izleriz, hayatın kendisini değil.
Doğanın Yazılmamış Yasası: Dağdan Başlayan Serüven
Doğaya baktığımızda, aslında mutluluğun ve gücün formülünü apaçık görürüz.
Yağmurlar en yüksek zirvelere, dumanlı dağlara yağar. O su, zirvede hapis kalmaz; bir yol bulur. Derelere akar, vadileri yarar, nehirlerle birleşir. Dağları, tepeleri aşmak kolay değildir; su taşa çarpar, yolunu değiştirir, dar boğazlarda sıkışır ama asla durmaz.
Bu yolculuk, insanın tekâmülüdür:
Dağlar ve Tepeler: Hayatın önümüze çıkardığı devasa engeller, aşmamız gereken zorlu sorumluluklardır.
Dereler ve Nehirler: Mücadele ettiğimiz, "piştiğimiz", yorulurken aslında güçlendiğimiz o süreçtir.
Denizler: Olgunluğun, sınırların farkına varmanın ve biraz olsun durulmanın durağıdır.
Güç, Yolun Hafızasındadır
Pek çok insan sadece "varmayı" hedefler. Oysa asıl mucize, suyun okyanusa ulaştığı andaki o devasa kuvvettir. Yazında çok güzel ifade ettiğin gibi: "Gücünü okyanuslara varanlar hisseder." Peki, nedir bu güç? Okyanusa varan suyun hissettiği güç, sadece suyun miktarından gelmez; okyanusa ulaşana kadar geçtiği her virajın, çarptığı her kayanın, aştığı her setin hafızasından gelir. Okyanus, vazgeçmeyenlerin, akıştan kopmayanların ve menzilini unutmayanların buluştuğu o sonsuz bütünlüktür. Eğer su, dağın tepesinde "burası çok yüksek, aşağısı çok tehlikeli" deyip kalsaydı, okyanusun bir parçası olmanın o muazzam kudretini asla tadamayacaktı.
Yarın Bir İllüzyondur, Akış İse Gerçek
Mutluluğu yarına ertelemek, aslında nehrin akışına direnç göstermektir. Biz nehir kenarında suyun durmasını beklerken, ömür dediğimiz o kıymetli sıvı akıp gider. Oysa yapmamız gereken nehrin durmasını beklemek değil, o akışın içine cesaretle dalmaktır.
Hayat; dağları, tepeleri ve dereleri geçme sanatıdır. Denizleri aşacak kadar sabırlı, okyanusa ulaşacak kadar azimli olanlar, sonunda o büyük güce ve huzura kavuşurlar.
Sonuç olarak; Bugün, tam da şu an, hayatınızın hangi evresinde olursanız olun; ister bir dağın yamacında hırçın bir dere olun, ister denize yaklaşmış dingin bir nehir...
Durmayın.
Mutluluğu nehrin ötesindeki bir hayale hapsetmeyin.
Unutmayın ki; okyanusun gücü, sadece kıyıda bekleyenlerin hayalidir; ama içine dalıp akmayı bilenlerin gerçeğidir.
Akışta kalın, çünkü o nehir asla durmayacak.