Rafet Ulutürk

Tarih: 23.01.2026 08:14

Kırcaali: Sessizliğin Konuştuğu Şehir

Facebook Twitter Linked-in

Bazı şehirler vardır, bağırmaz. Çünkü bağırmanın bedelini çoktan ödemiştir. Kırcaali de öyledir. Onun hikâyesi yüksek sesle anlatılmaz; fısıltıyla dolaşır kuşaktan kuşağa. Ama bu fısıltı, bazen en gür çığlıktan daha sarsıcıdır.

Bir kış günüyle başladı her şey. Soğuk yalnız havada değil, insanların içine çökmüştü. Süngülerle açılan kapılar, sadece evlere değil, hayatlara girildiğini gösteriyordu. O gün, bir halkın dili susturuldu, ezanı kesildi, sazı kırıldı. Ve adlar silinmeye başlandı. Ama ne ilginçtir ki, her şey değiştirilmeye çalışılırken Kırcaali değişmedi.

1933 yılı, bu şehir için yalnız bir tarih değildir; bir kırılma noktasıdır. Türbeler yıkıldı, medreseler müze vitrinlerine dönüştürüldü, karargâhlar galeri oldu. Ayşe Moloz Çeşmesi’nin taşları söküldüğünde, yalnız bir yapı değil, bir hatıra da yerle bir edildi. O günlerde ses çıkaranların sesi kesildi; kalanlar susmayı öğrendi. Çünkü bazen susmak, hayatta kalmanın tek yoludur.

İsimler değiştirildi. İnsanlar kendilerini çağıracak kelimeleri kaybetti. Ama şehir adını korudu. Bu bir mucize değil, bir direniştir. Çünkü Kırcaali bir yer adı değil, bir hafızadır. Hafıza ise zorla silinmez.

Mogilyane yolu, bugün hâlâ bir yara gibidir. Türkan Bebek’in sustuğu an, yalnız bir çocuğun değil, insanlığın vicdanının da sustuğu andır. O yolda nice çocukluk yarım kaldı, nice anne gözyaşını toprağa akıttı. Kırcaali, acıyı bağırarak değil, içine alarak taşıdı.

Ama bu şehir küsmeyi öğrenmedi. Zulüm ebedi değildir; tarih bunun örnekleriyle doludur. Ateş söner, duman dağılır. Geriye kalan, sabırla yoğrulmuş bir direniştir. Kırcaali’nin direnişi sloganlarda değil, kuşaktan kuşağa aktarılan sessiz anlatılardadır.

Bugün Kırcaali’den çok uzaklarda yaşayan biri, gecenin bir yarısı sebepsiz bir sızı hissediyorsa, bilsin ki o sızı tesadüf değildir. Aidiyet, kilometreyle ölçülmez. İnsan nereye giderse gitsin, geldiği yeri içinde taşır.

Kırcaali bir şehir değildir sadece.
Bir annenin susturulmuş ninnisidir.
Bir çocuğun yarım kalan nefesidir.
Bir halkın silinmeyen adıdır.

Nereye gidersen git…
Sen yine Kırcaalilisin.

Ve bazı şehirler vardır;
Onlar konuşmaz sanılır.
Oysa sessizlikleri, tarihin en yüksek sesidir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —