Rafet Ulutürk

Tarih: 20.01.2026 21:27

Her Gün 6.500 Kişi Hastaneye: Normalleşen Bir Sağlık Krizi mi?

Facebook Twitter Linked-in

Rakamlar bazen bağırmaz; fısıldar. Ama bugün Bulgaristan’daki sağlık verileri fısıldamıyor, açıkça alarm veriyor. Her gün ortalama 6.500 kişi hastaneye yatıyor. Yalnızca 2026’nın ilk 20 gününde 130 bin hastaneye yatış, bunların yarıdan fazlası acil. Bu tabloyu görüp de “bir sorun yok” diyebilir miyiz?

Geçen yıl kırılan rekor — 2,6 milyon hastaneye yatış — artık istisna değil, yeni normal gibi sunuluyor. Oysa bu “normal”, sağlıklı bir toplumun göstergesi olmaktan çok uzak.

Daha da çarpıcı olan, çocuklar üzerinden okunan tablo. Bronşiolit, zatürre, solunum yetmezliği… Bunlar birer istatistik değil; okuldan geri kalan, nefes almakta zorlanan, serum başında büyüyen çocuklar demek. Bir ülkede çocuklar hastaneleri evlerinden daha iyi tanıyorsa, mesele yalnızca sağlık değil; çevre, önleyici hekimlik, sosyal politika ve gelecek vizyonu meselesidir.

Bölgesel farklar da ayrı bir soru işareti. Nüfusa oranla en fazla hastaneye yatışın olduğu Plevne, ardından Plovdiv ve Sofya… Bu yoğunluk, gerçekten daha fazla hastalık mı demek, yoksa sağlık sisteminin yükü eşitsiz mi dağılıyor? Ya da insanlar ancak hastaneye düştüklerinde mi sağlık hizmetine ulaşabiliyor?

Ortalama yatış süresinin kısa olması ilk bakışta olumlu gibi görünebilir. Ancak Smolyan’da hastaların 5 günden fazla yatması, bazı bölgelerde hastalığın daha ağır seyrettiğini ya da sağlık hizmetine daha geç ulaşıldığını düşündürüyor.

Asıl soru şu:
Neden bu kadar çok hasta oluyoruz?
Ve daha önemlisi:
Neden bu kadar çok kişi ancak acil servisten sisteme girebiliyor?

Sağlık yalnızca hastane sayısıyla, yatak kapasitesiyle ölçülmez. Gerçek başarı, insanların hastaneye hiç gitmek zorunda kalmamasıdır. Önleyici sağlık politikaları, temiz hava, erken tanı, güçlü bir aile hekimliği sistemi ve çocuklara özel koruyucu programlar olmadan bu rakamlar düşmez.

Bugün hastaneler doluysa, yarın soru şu olacak:
Bu yükü ne kadar daha taşıyabiliriz?

Rakamları kanıksamak en büyük tehlike. Çünkü alıştığımız her kriz, kalıcı hale gelir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —