Rafet Ulutürk

Tarih: 20.01.2026 09:05

Bir Ruhun Mukadderatı: Türkler ve İslamiyet Üzerine Kirli İftiralar

Facebook Twitter Linked-in

​Tarih, sadece rakamlardan ve savaşlardan ibaret bir kronoloji değildir; tarih, bir milletin özünü bulma serüvenidir. 
Son zamanlarda, özellikle dijital mecralarda tedavüle sokulan bir zehir var:
“Hz. Peygamber’in Türklere düşman olduğu” iddiası. Bu iddia, sadece teolojik bir cehaletin ürünü değil, aynı zamanda bin yıllık bir aşkı ve sadakati baltalamaya yönelik bir operasyondur.
​Bir Savaş Değil, Bir Nübüvvet Alameti
​Buharî’de geçen “Türklerle savaş” bahisleri (Kitalu’t-Türk), bir düşmanlık ilanı değil, Hz. Peygamber’in (asm) gelecekten haber verdiği birer nübüvvet mucizesidir. Nitekim büyük hadis alimleri bu rivayetleri, “Peygamberliğin Alametleri” başlığı altında toplamıştır.
Hz. Peygamber, kendi öz kavmi olan Araplarla, Farslarla ve Rumlarla da savaşılacağını haber vermiştir. Kendi amcası Ebu Leheb’in sapkınlığına karşı duran bir Peygamber’in kriteri asla “kan” veya “ırk” olmamıştır. O’nun tek ölçüsü vardı:
İman ve istikamet.
​Maide 54: Kur’an’daki Türk İmzası
​Kur’an-ı Kerim’in Maide Suresi 54. ayetinde müjdelenen o topluluk kimdir?
“Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler...” buyurulan o topluluğun, İslam’ın bayraktarlığını bin yıl boyunca omuzlayan Türk milleti olduğu, Elmalılı Hamdi Yazır’dan Bediüzzaman’a kadar pek çok büyük alim tarafından tescil edilmiştir.

​Bediüzzaman Said Nursi’nin tabiriyle; bu millet bin senedir Kur’an-ı Hakim’in bayraktarı olarak cihana meydan okumuştur. Milliyetini İslam’a kale yapmış, Müslümanlıktan çıktığı an milli kimliğini dahi kaybetmiştir. Macarlar gibi Hristiyanlaşan Türklerin, Türklükten de uzaklaşması bu kader bağının en somut delili değil midir?
​“O Güzel Ordu”ya Düşmanlık Mümkün mü?

​Bir an için durup düşünelim: İstanbul’un fethini yüzlerce yıl önceden haber veren ve o fethin neferlerini “Ne güzel asker” diyerek kutsayan bir Peygamber, o ordunun mensup olduğu millete nasıl düşman olabilir?
​Dünyada evladına “Peygamber’in ismine hürmetsizlik olmasın” diye ismini kısaltıp “Mehmetçik” diyen; ordusuna “Peygamber Ocağı” ismini veren başka bir millet var mıdır? Türk milleti, Hz. Peygamber’i (asm) bir “yabancı” değil, ruhunun en derin parçası, gönlünün sevdası kabul etmiştir.

​Kirli Ajandaların Hedefi
​Bugün “kafatasçı” bir maske takarak Hz. Peygamber’e iftira atanların derdi ne Türklük ne de tarihtir. Onların amacı, Türk milletini bin yıldır ayakta tutan manevi omurgayı kırmaktır. Onlar biliyorlar ki; Türk, İslam’dan koparsa tarih sahnesinden silinir; bir posadan, bir gölgeden ibaret kalır.

​Bizim milliyetimiz İslam ile etle tırnak gibi kaynaşmıştır. 
Bu bağı koparmaya çalışmak, bir ağacı kökünden ayırmaya çalışmaktır. Hz. Peygamber (asm), yanında Bilal-i Habeşi’yi, Selman-ı Farisi’yi ve Suheyb-i Rumi’yi nasıl aziz tuttuysa; bugün de imanını kalbine nakşetmiş her bir Türk evladını kardeşi olarak selamlamaktadır.
​Sonuç olarak;
Peygamber düşmanlığı üzerinden Türkçülük yapanlar, aslında Türk’ün şanlı geçmişine, atalarına ve ruh köküne ihanet etmektedirler. Ne mutlu, bin yıllık bu mukaddes emaneti omuzlarında taşıyanlara... 
Ne mutlu, Allah’a kul, Hz. Muhammed’e (asm) ümmet olanlara.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —