Necat Kacan

Tarih: 23.01.2026 09:34

Başa Kakan İyilikler, Fitneyle Harmanlanan Akrabalık ve Zehirli Sözün Anatomisi

Facebook Twitter Linked-in

İyilik, insanın vicdan terazisindeki en ağır değerdir. Ancak bazı insanlar vardır ki kimi zaman bir abi,kimi zaman bir dayı,kimi zaman bir amca rolündedirler iyiliği bir erdem olarak değil, bir üstünlük aracı olarak kullanır. İyilik Yaparlar; ama yaparken bile hesaplıdırlar. Ellerinden çıktığını sandığınız yardım, aslında sizin üzerinize geçirilmiş görünmez bir minnet borcu zinciridir.

Bu kişilerin en belirgin özelliklerinden biri de söze nasihatle başlayıp hakaretle süsleyip küfür ile bitirmeleridir.
İlk anda olgun, bilge, yol gösteren bir tavır takınırlar; fakat bu tavır birkaç cümle sonra kabalaşır, iğneleyici bir dile dönüşür, sonunda ise küfür ve aşağılama ile patlayan bir zehir halini alır.
Yani sözleri bir merhem gibi başlar, bir bıçak gibi biter.

“Ben bilirim, ben yaparım, ben doğruyu söylerim” edasıyla açılan konuşmalar, kontrol kaybolduğu anda kişiliklerinin gerçek yüzünü gösterir. Bu tip insanlar için nasihat, bir iyilik değil; sizi hizaya sokmanın, üstünlüğünü hatırlatmanın bir kılıfıdır.

Yaptığını Yıkan İyilikçiler: Sütünü Deviren İnek Misali

Yardım ederler mi? Evet.
Sorumluluk alırlar mı? Kısmen.

Ama sonra ne olur?

Tıpkı sütünü deviren inek gibi tek hamlede tüm emeği, tüm görüntüyü, tüm iyilik paydasını paramparça ederler. Küçük bir öfke anında, bir tartışmada ya da istediği olmayınca, “Ben sana neler yaptım!” diye bağırarak, yaptıkları her şeyi bir tekmeyle devirirler.

Bu yüzden yaptıkları iyilik, iyilik olmaktan çıkar; bir silaha, bir manipülasyon aracına dönüşür.

Fitne Taşıyıcıları: Aile İçinde Sessiz Yıkım

Bir de bu insanların etrafında dolaşan, ateşi körükleyen fitne taşıyıcıları vardır.
İyiliği anlatırken övüp, tartışma çıktığında “O sana neler yaptı da sen kıymet bilmedin!” diyerek arka planda borç psikolojisi yaratırlar. Aile içi iletişimi zehirleyen, ilişkileri çarpıtan, insanları birbirine borçlu gösteren bu kişiler, adeta yangına benzin taşır.

Sonuçta yapılan tüm iyiliklerin ruhu ölür.
Geride sadece kırgınlık, borç duygusu ve hesap defterleri kalır.

Gerçek İyilik Sessizdir

İyilik bir gösteri değildir.
Sahne istemez, alkış da beklemez.
Hakaretle, küfürle biten bir sözün içinde iyilik barınamaz.

Gerçek iyilik, hatırlatılmayan; hatırlatılmadığı için de değerini koruyan iyiliktir.
Yaparken rahmettir, yapıldıktan sonra iz bırakmaz.

Kendi iyiliğini kendi sözüyle, kendi öfkesinin küfrüyle yıkan insanlar en büyük zararı aslında kendilerine verirler.

Necat KACAN

Eğitimci Araştırmacı Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —