Ben bir Terekeme Türküyüm. Kars’ta çıkan toplu mezarların yüzünü gördüm; belleğimizdeki yaralar taze. 26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı, Azerbaycan’ın ve bütün Türk dünyasının yüreğine saplanan bir hançerdir — kayıplarımızın hesabı vicdanlarda ve hukukta yerini bulmalıdır. Bu hakikatle yaşıyoruz ve yaşatacağız.
Bu bağlamda yakın tarihte gündeme düşen ziyaret fotoğrafı yalnızca nezaket protokolü değil, aynı zamanda büyük bir sınavdır. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Türkiye Ermenileri Patrikhanesi’ni ziyaret ettiği duyuruldu; Patrikhanenin açıklaması ve tarafların söylemleri haberlere yansıdı. Ziyaretin gerekçesi “cemaatin sorunlarını dinlemek” olarak verildi. Ancak zamanlama ve sembolik anlam, muhasebe ister.
Bizim beklentimiz açıktır: Türkiye içinde yaşayan Ermeni vatandaşlarımız ve onları temsil eden kurumlar, tarihî olaylara ilişkin doğruyu ve hukuku net bir dille savunmalı; Hocalı gibi mezalimlerin tanınması, kınanması ve mağdurların hatırının yaşatılması konusunda samimi adımlar atılmalıdır. Bu, duygusal bir talep değil; acıların hatırlanması ve adaletin sağlanması yönünde hukuki ve siyasi bir istektir.
Eğer ziyaretin muhatapları, geçmişe dair Ermeni soykırımı iftiraları yalanlamaya, gerçekleri açıklamaya ve Hocalı benzeri katliamları en sert şekilde kınamaya yanaşmıyorsa, o zaman ilişkilerimizin sınırı bellidir: duygusal yakınlık yerine hukuk çerçevesinde sınırlı ve izne bağlı bir ilişki. Yaramız belki iyileşmez; belki aramızda tam güven kurulmaz — ama en azından hesap soran, mağdura sahip çıkan bir siyasetle hareket ederiz. Bu, milletimizin onurunu korumanın gereğidir.
Biz tarafımızı ilan ettik: İlham Aliyev ve Karabağ kahramanlarının yanında duruyoruz. Karabağ bizim için basit bir jeopolitik menfaat meselesi değil; tarihî bağlar, kan ve anı meselesidir. Bu duruş, akıl ve vicdanla örtüşen bir milliyetçi sadakat içindir; empati değil, hak, adalet ve hatırlama talebidir.
Son olarak; Milliyetçilik; geçmişi silmek değil, geçmişe sahip çıkıp mağdurların haklarını savunmaktır. Eğer bu ziyaret, geçmişin hesabını sormadan yalnızca PR’ya indirilirse, biz susmayız; hafızamızdan taviz vermeyiz. Karabağ’ı unutursak kanımız kurusun — ama bir tercihim daha var: bu ülkenin her ferdi adalet istediğinde karşısında durmayalım, adalet talep edeni yalnız bırakmayalım.
