"Gölgesinde Huzur, Hıyanetinde Mahşer…
O Bayrak İnmez!"
Mardin Nusaybin... Mezopotamya’nın kadim toprağı, tarihin dilsiz şahidi. Sınır hattında, al bayrağımıza yönelik hadsiz bir saldırı girişimi gerçekleşti.
Kadim bir sözümüz vardır, tam da bugünleri anlatan: "Bu bayrak, altında sığınana eman, baş kaldıranın ise mezarı olur".
Türkiye, tarih boyunca darda kalana kapısını açmış, rengini şehit kanından alan sancağının gölgesini mazluma yuva kılmıştır. Nusaybin sınırında dalgalanan o bayrak, Suriye’den, Irak’tan veya dünyanın herhangi bir mazlum coğrafyasından bakıldığında "huzuru" temsil eder. Oraya sığınan bilir ki, o gölge altında canı da, malı da, haysiyeti de emandadır. Bizim bayrağımız, kucaklamayı bilenlerin, barışa susayanların sığınağıdır.
Ancak kimse bu şefkati bir zafiyet göstergesi sanmamalıdır. Bayrak sevgisi bizim için romantik bir duygu değil, bir varoluş mücadelesidir.
Şunu iyi bilsinler ki; o bayrak rüzgârla dalgalanmıyor. O bayrağı dalgalandıran, toprağın altında kefensiz yatan binlerce isimsiz kahramanın nefesidir. O nefesi kesmeye, o gölgeyi kirletmeye kimsenin gücü yetmez.
Devletimiz, bu provokasyona gereken cevabı hem sahada, hem de hukuk önünde en sert şekilde vermektedir. Bu tür kirli oyunlar, ne huzurumuzu bozabilir, ne de bizim kardeşlik bağlarımızı koparabilir. Aksine, bayrağa yapılan her saldırı, bizi birbirimize daha sıkı kenetler.
Nusaybin sınırındaki o şanlı ay yıldız, bugün dünden daha gururlu, dünden daha vakur dalgalanıyor. Altında huzur bulmak isteyenlere kapımız her zaman açık; ama o bayrağın gölgesine göz dikip, baş kaldıranlar için de bu toprakların cevabı her zaman nettir.
Çünkü biz biliyoruz ki: Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.