Yıllar boyunca kırmızı kefiyesiyle direnişin mesajını aktardı; meşhur operasyonların müjdelerini verdi, esirlere beklenen özgürlüğün müjdesini Allah’ın izniyle gerçekleşecek bir vaat olarak sundu. Sahadaki gelişmeleri dünyaya duyurdu; düşman liderlerinin ve askerlerinin suçlarını ifşa etti; Arap ve İslam ümmeti adına gerekeni ortaya koydu… O, büyük komutan şehit Huzeyfe Semir Abdullah el-Kahlut “Ebu İbrahim”dir;
HAMAS'ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları, yakın zamanda şehadetini duyurdukları Tugayların Sözcüsü Ebu Ubeyde'nin özel biyografisini paylaştı. Kassam'ın resmi sitesinde paylaşılan Ebu Ubeyde biyografisi şöyle:
Kassam Tugayları’nın sözcüsü, künyesi “Ebu Ubeyde” olan, ümmetin gür sesi, sözün ve duruşun adamı, Filistin’in, Kudüs’ün, halkının ve direnişçilerinin nabzıdır. Bu yiğit, en çetin şartlarda dahi halkından kopmadı; onlara savaşın kalbinden seslendi, müjdeledi, sabır telkin etti ve teselli verdi. Çoğu zaman düşman kamuoyu, kendi halkından önce onu bekledi; ondan doğru sözü ve sarsılmaz haberi duymak için.
Kur’ânî bir yetişme
Şehit komutan, 11 Şubat 1985 tarihinde Suudi Arabistan'da, kökleri 1948 savaşı sırasında siyonist düşman tarafından halkı sürgün edilen Na‘liyâ köyüne dayanan, muhafazakâr ve dindar bir Filistinli ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi, Suudi Arabistan’dan dönüşlerinin ardından Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cebaliya Mülteci Kampı’na yerleşti.
Küçük yaşlarından itibaren zekâsı ve aklıyla tanındı; daha çocuk denecek yaşta Kur’ân-ı Kerîm’i hıfzetmeyi başardı. Anne ve babası, diğer kardeşleriyle birlikte onu din sevgisi ve Allah yolunda cihat bilinci üzere yetiştirdi.
Huzeyfe, eğitiminin ilk safhalarında üstün başarı gösterdi; lise diplomasında pekiyi (üstün başarı) derecesi aldı. Bu başarı onu fen ve bilim fakültelerine yönelmeye ehil kılmasına rağmen, o şer‘î ilimleri tercih etti; Gazze İslami Üniversitesi Şeriat Fakültesi’ne kaydoldu ve buradan dereceyle mezun oldu.
Lisansla yetinmeyerek eğitimine devam etti; Gazze İslami Üniversitesi Usûlüddin Fakültesi’nden yüksek lisans derecesi aldı. Yüksek lisans tezinin başlığı “Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da Mukaddes Topraklar” idi. Ardından Filistin dışındaki birçok üniversitede doktora programına başvurdu; ancak yürüttüğü görevler ve Gazze’ye uygulanan kuşatma, doktora eğitimini sürdürmesine engel oldu.
Özgün bir kişilik
Şehit komutanımız, anne ve babasına son derece bağlı, akrabalık bağlarını gözeten biriydi. 2005 yılında evlendi ve imanlı, ilkeli bir aile kurdu. Eşini ve çocuklarını sevdi, onlarla yakından ilgilendi; güzel bir terbiye vermeye özen gösterdi. Öyle ki çocuklarının çoğu Kur’ân-ı Kerîm’i hıfzetti.
Kişiliği seçkin ve özgün vasıflarla temayüz etmişti. Rabbânî ve Kur’ânî bir şahsiyet olarak tanınırdı; din ve ahlak sahibi, Allah’ın kendisine lütfettiği hikmet ve basiretle donanmıştı; sanki Allah’ın nuruyla görünür gibiydi.
Kendisiyle muhatap olan ve onu yakından tanıyan herkes, onun tevazu sahibi, zarif, hayâlı, edep ve güzel ahlak sahibi olduğuna şahitlik etti. Aynı zamanda hoşgörülü, vefalı ve kardeşlerine karşı şefkatliydi; duygularında samimi, komşularının, sevdiklerinin ve dostlarının dertlerini yüreğinde taşıyan biriydi. Ciddiyeti ve omuzlarındaki ağır sorumluluklara rağmen güler yüzlü ve nüktedan oluşuyla da tanınırdı. Bütün bunlara, görünümünün güzelliği ve duruşunun heybeti de eklenirdi.
Bir lider ve bir eğitimci
Şehit Huzeyfe, küçük yaşlarından itibaren Arap dilinde temayüz etmiş; belâgati ve fasih konuşmasıyla öne çıkmıştır. Şiiri ve edebî eserleri severdi; buna Kur’ân-ı Kerîm tilavetindeki ve İslami ezgilerdeki güzel sesi de eşlik ederdi.
O, bir şeyh, davetçi ve eğitici olduğu kadar; aynı zamanda sahada kardeşleriyle omuz omuza bir mücahitti. Cihat saflarının önünde yer almaya, sınır ve cephelerde nöbet tutulan ribat gecelerini kaçırmamaya büyük özen gösterirdi. İslami ve Filistinli kimliğiyle iftihar eder; Mescid-i Aksa ve İsra-Miraç meselesini bir inanç ve akide davası olarak görürdü. Bunun yanı sıra, halkların ve milletlerin tecrübeleri, zulme karşı ayaklanmaları ve işgalden kurtuluş mücadeleleri dâhil olmak üzere pek çok alanda okuyan, kültürlü bir kişiliğe sahipti.
HAMAS ve Kassam saflarında
Şehit komutanımız, gençlik yıllarının ilk dönemlerinden itibaren HAMAS Hareketi saflarına katıldı. Bu süreç, Aksa İntifadası’nın patlak vermesiyle eş zamanlıydı. Mescitte yetişti; ardından onlarca genci kendi eliyle yetiştirdi. Onlara sağlam bir akide, doğru metot, din, vatan ve Allah yolunda cihat sevgisini aşıladı. Sahip olduğu nitelikler, onu HAMAS Hareketi bünyesinde birçok cihadi, teşkilati, güvenlik ve davet görevini üstlenmeye ehil kıldı; bu görevlerde kademe kademe yükselerek hareketin ve Kassam Tugayları’nın ön saflarına yakın bir konuma geldi.
Kısa süre sonra Kassam saflarına katıldı ve liyakatini ispat ederek birçok cihadi görevde ilerledi; saha komutanı oldu. Pek çok sahadaki faaliyete ve muharebe uzmanlığına katıldı; Gazze Şeridi’nin kuzeyine yönelik siyonist kara sızmalarına karşı koyma faaliyetlerinde yer aldı. Ayrıca Kuzey Gazze Tugayı’nda topçu birliğinde aktif bir mücahit olarak görev yaptı; işgal güçlerinin mevzilerinin bombalanmasına katıldı. Bunun yanı sıra, bazı fedai (İstişhadi) eylemcilerin son anlarında onlara eşlik etti.
Ebu Ubeyde kimliği…
2004 yılında Ebu İbrahim, henüz kuruluş aşamasında olan askerî medya yapılanmasına katıldı ve Kassam Tugayları’nın sözcüsü oldu. İlk kez Ekim 2004’te “Öfke Günleri” Savaşı sırasında Cebaliya Mülteci Kampı’nda kamuoyunun karşısına çıktı.
Yirmi yıl boyunca ve şehadet anına kadar “Ebu İbrahim”, Kassam’ın sözcüsü olarak görevini sürdürdü. Bu süreçte, başta şehit komutanlar Ebu Muhammed el-Ca‘beri ve Mervan İsa olmak üzere birçok kurucu liderle doğrudan temas hâlinde oldu. Ümmetin büyük şehidi Muhammed el-Dayf (Ebu Halid) nezdinde yakınlığı ve itibarı vardı. Cihat ve direniş yolunda kendisine eşlik eden yüzlerce mücahit, komutan ve şehitle birlikte çalıştı. Yirmi yıl boyunca güçlü duruşu ve samimi sözleriyle hür insanlar için bir simge, işgal içinse bir kâbus hâline geldi.
Medya alanındaki çalışmalarında kademeli olarak ilerledi; başlangıçta askerî bildirilerin kaleme alınması, şehit ve operasyon istatistiklerinin hazırlanması gibi alanlarda uzmanlaştı. Dost ve düşmana yönelik psikolojik operasyonları yönetti; ardından askerî medya komutan yardımcılığı görevine yükseldi.
2017 yılında, şehadetine kadar sürdürdüğü askerî medya dairesi komutanlığını üstlendi. Bu dönemde Kassam’ın medya yapılanmasının güçlenmesinde belirgin izler bıraktı. Kardeşleriyle birlikte askerî medya dairesini büyük bir yetkinlik ve dirayetle yönetti; askerî yapının tüm kademelerinde medyanın rolü ve önemi konusunda bilinç, iman, aidiyet ve ikna duygusunu yerleştirmek için çalıştı. Bu yaklaşım, Kassam medyasının performansına yansıdı ve işgale karşı yapılan tüm savaşlarda sahada somut karşılık buldu. Son olarak Aksa Tufanı Savaşı’nda askerî medya unsurlarının sergilediği seçkin performansta, şehit komutanımız ön safta bir asker, bir komutan ve bir sözcü olarak yer aldı.
Farklı iç ve dış muhataplarla etkili iletişim kurmaya yönelik sağlam bir medya stratejisi çizdi; çeşitli medya araçlarını güçlendirdi ve sonuçları farklı vesilelerle ortaya çıkan planlar hazırladı. Bu sonuçların son örneği, Aksa Tufanı sürecinde Kassam’ın sergilediği güçlü ve etkili medya varlığı oldu.
Devrimin hatibi ve direnişin sözcüsü
Şehit komutan, kırmızı kefiyeli maskeli kişiliğiyle; Filistin direnişinin ve devriminin hâlini, halkını ve toprağını savunma konusundaki kutsal hakkını kökleştiren özgün bir sembol inşa etti. Bu kefiye ve Kassam bandanajıyla yaptığı her konuşma; İmad Akl, Yahya Ayyâş ve benzeri şehit mücahit komutanların yolunun bir devamı, onların kutsal cihad çizgisinin sürdürülüşü. Filistin kimliğine, kültürel ve tarihî mirasına duyulan derin bir gururun ifadesi oldu.
Hitaplarını özgün ve dengeli bir dille kaleme almayı başardı; liderliğin yönlendirmeleri, çerçeveleri ve fikirleri üzerine akıllıca bina etti. Bu sayede sözleri, Filistin halkımızın bulunduğu her yerde büyük kabul ve ilgi gördü; Arap ve İslam ümmetinden samimi destekçilerin ve dünyanın özgür insanlarının takdirini kazandı. Dili; izzet ve onur yoluna ışık ve rehber olurken, düşmanları ve münafıkları öfkelendiren bir ateş oldu.
“Ebu Ubeyde”nin hitabı; İslami akide temellerine, dinî, tarihî, insani ve hukuki esaslara dayanıyordu. Filistin topraklarındaki siyonistlerle çatışmanın özünü ele aldı; onların bozgunculuğunu ve suçlarını açığa çıkardı. Filistin halkının hakkı pahasına bu gasıp varlığı destekleyen ve onun cesur direnişini kriminalize eden büyük dünya devletlerinin iş birliğini deşifre etti.
Hitapları, Filistin saflarının birliğini sürekli vurgulamasıyla temayüz etti; direniş hareketlerinin tüm bileşenlerini ve halkımızın farklı kesim ve yönelimlerini bir araya getirdi. Ulusal sabiteleri ve temel meseleleri -başta Kudüs ve esirler olmak üzere- güçlendirdi.
Askerî sözcü, her konuşmasında Filistin mücahitlerinin farklı alanlardaki önemli duraklarını kayıt altına aldı. Sözleri güven ve sebat taşıdı; gür sesi Filistin halkının şanlı geçmişi ve direnişin kahramanlıklarıyla özdeşleşti. Ustalıkla icrasıyla direnişin gücünü ve coşkusunu ortaya koydu; siyonist düşmanın zilletini, kırılganlığını ve yenilgisini ifşa etti; sık sık onların iç kamuoyuna ve ordusuna korku saldı.
Hitabı; sabreden, hesabını Allah’a havale eden Filistin halkına duyulan sevgi, şefkat ve vefa duygularıyla yoğruldu. Daima kalplere umut aşıladı; takdir ve destek sundu. Bu yüzden sözleri, halkın güvenini ve derin saygısını kazandı; gür sesi mazlumlar için bir umut kaynağı oldu.
Siyonist düşmanın yalanları karşısında, “Ebu Ubeyde”nin hitabı inkâr edilemez bir referans hâline geldi. Düşman medyası dahi onu en güvenilir kaynak olarak aktardı; böylece siyonist liderlerin anlatılarını yalanladı. Filistin direnişinin anlatısı, düşman kamuoyunun bilincinde güçlendi; onların kitlesi gerçekleri belgelemek ve haberlerin doğruluğunu teyit etmek için Kassam’ın açıklamalarını bekler oldu. Hatta düşman kamuoyu, sığınaklardan çıkma adımlarını belirlemede ve savaşın seyrini anlamada çoğu kez onun talimatlarına dayandı.
Suikast girişimleri
Komutan, halkın diğer tüm liderleri ve direnişçileri gibi, yıllar boyunca işgalin ve onun ajanlarının takibi, kovuşturması ve doğrudan hedef alınmasının acılarını ailesiyle birlikte yaşadı. Ancak bu durum, cihadın her safhasındaki temel ve belirleyici rolünden onu alıkoymadı. Ailesi, izzet ve onur yolunda yüzlerce şehit, yaralı ve esir verdi.
Halkıyla birlikte acıyı, ıstırabı, göçü ve açlığı yaşadı; halkımızın diğer mücahitleri ve komutanları gibi. Bu ortak kader, onu insanların kalplerine daha da yaklaştırdı; yaralı yüreklerde daha büyük bir kabul görmesine vesile oldu.
Aksa Tufanı Savaşı sırasında kendisine yönelik birçok suikast girişimine maruz kaldı; Allah’ın korumasıyla bunlardan kurtuldu. Bu girişimler, cihadi görevini sürdürmesinden onu vazgeçirmedi. Aksine, savaş meydanının içinden direnişin sesini duyurmak, halkına ve ümmetinin kitlelerine hitap etmek için periyodik konuşmalarla görünmeye ısrar etti.
Komutanın vedası
Şehit komutan, düşmanları öfkelendirip müminlerin gönüllerini ferahlatan yirmi yılın ardından atından indi (şehit oldu); Rabbine en güzel hâl üzere kavuştu. Allah’la doğruluğun bundan daha açık bir nişanı var mıdır ki, Allah onun zikrini âlemlerde yüceltmiş, yeryüzünde kendisine kabul ve muhabbet vermiştir.
Kassam’ın askerî medya sistemini büyük bir dirayet ve yetkinlikle yönetmiş olarak aramızdan ayrıldı. Kardeşleriyle birlikte, dostun da düşmanın da şahit olduğu onurlu bir çalışmayı tarihe kaydetti; Aksa Tufanı’nın gelişmelerini en parlak suretiyle dünyaya aktardı. Gazze mücahitlerinin dünyayı hayrete düşüren, düşmanları kahreden kahramanlıklarını duyurdu.
Şehit komutanı Huzeyfe el-Kahlut, 30 Ağustos 2025 tarihinde; eşi ve çocukları Liyân, Minnetullah ve Yeman ile birlikte, alçakça bir suikast sonucu şehadete yükseldi. Büyük başarılarla dolu cihadi bir serüvenin ardından; halkımızın zihinlerinde ve gelecek nesillerinde cihad ve direniş tercihinin doğruluğuna, işgalin geçici olduğuna ve zaferin -Allah’ın izni ve hak vaadiyle -bizim müttefikimiz olduğuna dair sarsılmaz bir bilinç ve gerçek bıraktı.
Dünyadan ayrılırken ardında büyük bir medya mirası, sağlam bir yapı ve kurumsallığa dayanan; bünyesinde yüzlerce samimi medya mücahidini barındıran maharetli bir çalışma sistemi bıraktı. Bu yapıda liderler, Allah’ın izniyle liderlerin yerini alır. Sana selam olsun, ve sözümüzdür: Yolunu Sürdüreceğiz. (İLKHA)