İran genelinde 28 Aralık’tan bu yana süren protestolar, Tahran yönetiminden yeni ve sert bir açıklama ile gündemdeki yerini koruyor. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, protestoların ekonomik taleplerle başladığını kabul ederken, sürecin kısa sürede “dış müdahalelerin tetiklediği şiddet sarmalına” dönüştüğünü savundu. Arakçi, İran’ın olası tüm senaryolara hazır olduğunu vurgulayarak hem savaşa hem de diyaloğa açık olduklarını belirtti.
Gösterilere “dış müdahale” vurgusu
Arakçi, protestoları değerlendirirken ülkesinin karşı karşıya olduğu tabloya dikkat çekti. Bakan, protestoların başlangıcında ekonomik sorunların etkili olduğunu kabul etti ancak zamanla bu sokak hareketlerinin farklı bir yön kazandığını ifade etti. Arakçi, özellikle bazı uluslararası aktörlerin mevcut süreci kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalıştığını ileri sürdü.
Arakçi’nin açıklamasında, “Savaşa da hazırız, diyaloğa da” ifadeleri öne çıktı. Bu sözcükler, Tahran’ın hem sert önlemleri hem diplomatik kanalları aynı anda masada tuttuğunu gösteriyor. Bakan, İran’ın her türlü senaryoya karşı hazırlıklı olduğunu söylerken önceliğin diplomasi olduğunu dile getirdi.
Ekonomik krizin gölgesindeki protestolar
Ülkede yükselen enflasyon, yüksek işsizlik ve alım gücündeki ciddi düşüş, geniş halk kesimlerinin tepkisini tetikledi. Başlangıçta ekonomik taleplerle sokaklara dökülen binlerce kişi, kısa sürede daha geniş siyasi beklentilerle protestolara dönüştü. Gösteriler, zaman içinde güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmalar ve can kayıplarıyla da uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti.
İran hükümeti, protestoları “düzen karşıtı eylemler” olarak tanımlarken, protestoculara yönelik güvenlik önlemlerini artırdı. Birçok kentte internet erişimi ve iletişim kısıtlamalarına gidildi; güvenlik güçlerinin protestocularla çatışmaları zaman zaman sertleşti.
ABD ve dış aktörlere sert göndermeler
Arakçi, protestoların seyrine ilişkin açıklamasında özellikle ABD’yi hedef aldı. İranlı Bakan, bazı dış güçlerin süreci kışkırttığını ve olayları şiddetlendirmek için zemin aradığını savundu. Tahran yönetimi uzun süredir iç karışıklıkların yabancı güçlerce yönlendirildiği tezini öne sürüyor ve bu söylemini tekrarlıyor.
Arakçi’nin bu çıkışı, ABD Başkanı Donald Trump’ın protestoculara destek verebileceğine dair söylemleriyle paralel olarak değerlendiriliyor. İran yönetimi, uluslararası aktörlerin olaylara müdahil olma niyetine karşı sert bir duruş sergileyeceğini ifade ediyor.
Gidişat ne olacak?
Yetkililer, ülkede güvenlik önlemlerinin sürdüğünü ve kamu düzeninin tesisinin öncelik olduğunu belirtiyor. Öte yandan diplomasiye kapıyı açık bırakan açıklamalar, Tahran’ın uluslararası toplumla iletişimi sürdürebileceğini gösteriyor.
Analistler, protestoların seyrinin hem iç politikadaki gelişmelere hem de dış aktörlerle yaşanacak gerginlik ya da diyaloga bağlı olarak şekilleneceğini vurguluyor. Önümüzdeki günlerde atılacak adımlar, İran’daki toplumsal hareketliliğin yönünü daha net ortaya koyacak.