15543,90%0,63
43,27% -0,01
50,33% 0,28
6488,23% 1,78
10510,00% 0,90
Gazeteci ve yazar Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de İstanbul Şişli’de Agos gazetesinin bulunduğu Sebat Apartmanı önünde silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Aradan geçen 19 yıla rağmen cinayetin arka planı, ihmaller zinciri ve kamu görevlilerinin sorumluluğu konusunda adaletin tam anlamıyla sağlanamadığı yönündeki tartışmalar sürüyor.
Dink, öldürüldüğü gün olduğu gibi bugün de aynı noktada anılıyor. Saat 14.30’da yapılacak anma töreninde, ailesi, dostları, gazeteciler ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelerek hem Dink’i hatırlayacak hem de yarım kalan adalet talebini yineleyecek.
Agos gazetesi, 19. yıl manşetinde “Acımız dinmedi, adalet sağlanmadı” vurgusunu öne çıkararak, cinayetin azmettiricilerinin ve ihmali bulunan aktörlerin büyük ölçüde yargı sürecinin dışında kaldığını hatırlattı.
Cinayetin faili Ogün Samast, yakalanmasının ardından yargılanmış, ancak 2023 yılında tahliye edilmesi kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Bu gelişme, “cezasızlık” eleştirilerini yeniden gündeme taşıdı.
Daha da dikkat çekici olan ise Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel hakkında “FETÖ adına suç işledikleri” iddiasıyla açılan davanın Ocak 2025’te zaman aşımı gerekçesiyle düşmesi oldu. Böylece cinayetin devlet içindeki bağlantılarını tartışmaya açması beklenen bir dava dosyası daha kapanmış oldu.
Agos ve Dink ailesi, bu tabloyu “yargılanması gereken kişilerin zaman aşımıyla korunması” olarak nitelendiriyor.
Bu yılki anmaların simgesel çalışması, Agos çizeri Ohannes Şaşkal imzasını taşıyan bina projeksiyonu oldu. Dink’in portresinde beynin yerine yerleştirilen pembe kalp, 18 ve 19 Ocak akşamları Sebat Apartmanı’nın dış cephesine yansıtıldı.
Projenin yapım sürecini Kemal Gökhan Gürses, animasyonunu ise Ümit Kıvanç üstlendi. Şaşkal, çalışmanın anlamını şu sözlerle özetliyor:
“Hrant aklıyla düşünürdü ama yüreğiyle hareket ederdi. Onun vicdanını anlatmak istedim; bu yüzden beynin yerine kalbi koydum.”
Bu çalışma, Dink’in düşünsel ve ahlaki mirasını kalıcı bir hafıza simgesine dönüştürmeyi amaçlıyor.
1954 yılında Malatya’da doğan Hrant Dink, 1996’da kurduğu Agos gazetesi ile Türkiye’de Türkçe ve Ermenice yayımlanan özgün bir iletişim alanı oluşturdu. Dink’in hedefi, Ermeni toplumunu içine kapanmış bir yapıdan çıkararak Türkiye toplumuyla eşit, açık ve yüzleşmeye dayalı bir ilişki kurmaktı.
Akademisyen Boğos Levon Zekiyan, Dink’i “Ermeni cemaatini gettosundan çıkaran bir öncü” olarak tanımlarken, Agos’un yalnızca bir gazete değil, aynı zamanda entelektüel bir buluşma alanı olduğuna dikkat çekiyor.
Dink, ölümünden iki gün önce yayımlanan son yazısında, kendisini “güvercin tedirginliği” içinde hissettiğini açıkça dile getirmişti. Hedef gösterildiğini, tehditler aldığını ve yalnızlaştırıldığını yazmasına rağmen etkili bir koruma sağlanmadı.
Cinayet sonrası ortaya çıkan belgeler, saldırıdan önce Trabzon ve İstanbul’daki güvenlik birimlerinin istihbarat bilgilerine sahip olduğunu gösterdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Türkiye’yi, Dink’in yaşam hakkını koruyamadığı ve etkili bir soruşturma yürütmediği gerekçesiyle mahkûm etti.
23 Ocak 2007’de yüz binlerce kişi “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz” sloganlarıyla Dink’i uğurladı. Bugün, Sebat Apartmanı’nda yansıtılan bir kalp atmaya devam ediyor. Ancak 19 yıl sonra hâlâ yanıtlanamayan temel soru aynı:
Hrant Dink cinayetinde gerçek sorumlular ne zaman yargı önüne çıkacak?
Her 19 Ocak’ta Sebat Apartmanı önünde yankılanan “Vazgeçmiyoruz ahparig” sözü, yalnızca bir anma değil; hakikat ve adalet talebinin sürdüğünü hatırlatan güçlü bir toplumsal çağrı olarak yaşamaya devam ediyor.