Sabah yazarı Hilal Kaplan, CHP lideri Özgür Özel’in Maduro ve AB Konseyi çıkışlarını eleştirerek muhalefeti Amerikan merkezli dış politika anlayışıyla suçladı.
Hashtagler:
#HilalKaplan #ÖzgürÖzel #DışPolitika #TürkiyeGündemi
Sabah Gazetesi yazarı Hilal Kaplan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in son günlerdeki dış politika açıklamalarını sert bir dille eleştirdi. Kaplan, özellikle Özel’in AB Konseyi Başkanı’na yönelik “Bize beş dakika bile ayırmadılar” sitemi ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro üzerinden yaptığı çıkışların, dış politika gerçekliğinden kopuk olduğunu savundu.
Yazısına “Neticede ana muhalefet lideridir” diyerek başlayan Kaplan, buna rağmen kamuoyuna doğru olanın anlatılması gerektiğini vurguladı. Özel’in AB Konseyi’ne yönelik sitemini “zavallı bir yaklaşım” olarak nitelendiren Kaplan, uluslararası ilişkilerin sembolik temaslarla değil, uzun vadeli stratejilerle yürütülebileceğini belirtti.
Kaplan, muhalefetin dış politikadaki öngörü eksikliğini Suriye örneği üzerinden ele aldı. Esad rejiminin düşmesine saatler kala CHP cephesinden gelen “Esad’la temas kurulmalı” açıklamalarını hatırlatan Kaplan, bu yaklaşımın bölgesel gerçeklerle örtüşmediğini ifade etti.
Bu durumun tesadüf olmadığını savunan yazar, muhalefetin dış politikayı hâlâ Batı ve ABD merkezli okumaya devam ettiğini dile getirdi.
Hilal Kaplan’a göre muhalefetin ABD eksenli dış politika refleksi yeni değil. Yazıda, geçmişte;
YPG ile ilişkilerin normalleştirilmesi yönündeki çağrılar,
Ukrayna savaşı üzerinden Putin’e rest çekilmesi talepleri,
Türkiye’nin bölgesel askeri varlığını sorgulayan açıklamalar
örnek olarak sıralandı.
Kaplan ayrıca, eski ABD Başkanı Joe Biden’ın seçim sürecinde Türkiye’deki muhalefeti açıkça destekleme vaadini ve ABD seçimlerinden sonra Biden’ı dünyada ilk tebrik eden siyasi figürün CHP’den çıkmasını da “tesadüf değil” sözleriyle değerlendirdi.
Yazıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politika anlayışına da geniş yer verildi. Kaplan, Obama ve Biden dönemlerinde Türkiye’ye yönelik olumsuz politikalara rağmen Erdoğan’ın ülkeyi 12 yıl boyunca denge siyasetiyle yönettiğini vurguladı.
Erdoğan’ın temel kriterinin, ABD’de kimin iktidarda olduğu değil, Türkiye’nin yüksek menfaatleri olduğunu belirten Kaplan, 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde sergilenen duruşun da bunun açık bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Kaplan’a göre, Donald Trump’ın izlediği dış politika çizgisi sürpriz değil. Bu yaklaşımı güncellenmiş bir Monroe Doktrini olarak tanımlayan yazar, ABD’nin Latin Amerika’yı hâlâ “arka bahçe” olarak gördüğünü savundu.
Bu bakış açısının Suriye politikasında Türkiye’ye verilen destekle de ilişkili olduğunu belirten Kaplan, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, Trump üzerinden “Türk askeri Gazze’ye girmeyecek” yönünde bir garanti alamamasının nedenini de bu stratejik dengelerle açıkladı.
Hilal Kaplan, Maduro’nun kaçırılması sonrası Venezuela’da yeni bir dönemin başlayacağını ifade ederek, Türkiye’nin bu süreci gücü ölçüsünde ve dikkatle izlediğini yazdı. Ankara’nın ne macera aradığını ne de iç politikaya oynadığını belirtti.
Muhalefetin tutarsızlığına dikkat çeken Kaplan, şu soruyu yöneltti:
“Libya’ya asker gönderilmesine karşı çıkanlar, şimdi Venezuela’ya asker mi gönderelim diyor?”
Suriye’de Türkiye’nin neden sahada olduğunu hâlâ kavrayamayan çevrelerin, Yemen, Somali ya da Venezuela gibi dosyaları sağlıklı değerlendiremeyeceğini savundu.
Yazının sonunda Kaplan, Türkiye’de muhalefetin dış politikayı hâlâ Amerika merkezli okuduğunu, iktidarın ise Türkiye’nin menfaatlerini önceleyen, küresel güneyi de hesaba katan bir çizgide ilerlediğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sabırla hareket ettiğini belirten Kaplan, bu yaklaşımı “Men sabera, zafera” sözleriyle özetledi ve Türkiye’nin sonuç almasının temel nedenlerinden birinin de milli savunma sanayiinde atılan adımlar olduğunu vurgulayarak yazısını tamamladı.