Bu çağın adı “akıllı çağ”. Akıllı telefonlar, akıllı evler, akıllı şehirler… Liste uzuyor. Ama bir şey hâlâ akıllanmadı: insan. Cihazlar güncelleme alıyor, yazılımlar yenileniyor, sistemler hızlanıyor. İnsan ise aynı alışkanlıklarla, aynı bencillikle, aynı duyarsızlıkla yoluna devam ediyor.
Eskiden cehalet vardı, şimdi ilgisizlik var. Eskiden bilmiyorduk, şimdi biliyoruz ama umursamıyoruz. Aradaki fark bu. Bilgi çağındayız ama idrak çağında değiliz. Herkes her şeyi görüyor ama kimse sorumluluk almıyor.
Atasözü boşuna dememiş: “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.”
Biz öğreniyoruz ama yine de bildiğimizi yapmıyoruz.
Bugün bir insanın cebinde dünyanın tüm bilgisi var. Ama o bilgiyle ne yaptığına bakınca insanın içi daralıyor. Bir yanda açlık, yoksulluk, adaletsizlik; diğer yanda kaydırılan ekranlar, tüketilen içerikler. Bir haksızlık haberiyle bir eğlence videosu arasında sadece bir parmak hareketi var.
Görüp geçiyoruz. Okuyup unutuyoruz. “Üzüldüm” deyip hayatımıza devam ediyoruz. Çünkü üzülmek bedava, değiştirmek zahmetli.
Bir söz vardır: “Vicdan, insanın içindeki mahkemedir.”
Biz o mahkemeyi kapattık. Dosyalar rafta, hâkim yok.
Bu ülkede artık utanmak geride kaldı. Yüz kızarması nostalji oldu. Eskiden ayıp denilen şeyler şimdi normal. Eskiden gizlenenler şimdi övünç kaynağı. Yüzsüzlük cesaret, edepsizlik özgüven diye pazarlanıyor.
Dürüst olan saf, üçkâğıtçı uyanık.
Sessiz kalan makbul, konuşan problemli.
Atalar net konuşmuş: “Arsızın yüzüne tükürmüşler, ‘yağmur yağıyor’ demiş.”
Bugün de tablo aynı. Herkes yanlış yapıyor ama kimse suçlu değil.
Her şeye gülüyoruz. Çünkü gülmek kolay. Çünkü ağlamak ağır. Çünkü itiraz etmek bedel istiyor. Mizah yapıyoruz ama sorun çözülmüyor. Dalga geçiyoruz ama düzen yerli yerinde duruyor.
Sosyal medyada herkes muhalif, gerçek hayatta herkes sessiz. Klavyede cesuruz, sokakta temkinli. Beğeniyoruz ama desteklemiyoruz. Paylaşıyoruz ama sahip çıkmıyoruz.
Atasözü yine söylüyor: “Lafla peynir gemisi yürümez.”
Bizde laf çok, icraat sıfır.
Sorun teknolojide değil. Sorun zihniyette. Makine kötü değil, onu kullanan akıl sorunlu. Sistem bozuk değil, sistemi eğip büken insan bozuk.
İnsan gelişmediği sürece teknoloji sadece hızı artırır. Yanlış daha hızlı yapılır, adaletsizlik daha hızlı yayılır, yalan daha hızlı dolaşır.
Akıllı çağda yaşıyoruz ama akıllı davranmıyoruz. Çünkü çıkar ahlakın önüne geçmiş durumda. Çünkü herkes kendini kurtarma derdinde.
Bir atasözüyle bitirelim: “Balık baştan kokar.”
Baş düzelmeden gövde düzelmez.