Erzurum’da 10 Ocak ve Basın
Aziziye Belediyesi 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde Belediye Başkanı Emrullah Akpunar başkanlığında resmen bir şov yaptı…
Hizmetlerini kıskandırarak anlattı, halka hizmet noktasındaki o birilerini kıskandıran çabalarını ortaya koydu; lafla değil, hizmetle yol alındığını şekil olarak ta, yürek olarak ta kamuya yansıttı.
Ve çok güzel bir idarecilik anlayışıyla bunları, şehrin tüm basınının önünde yaptı.

İdarecilik aklı diye ben buna derdim.
Hani derler ya “ohhh canıma değsin iyi ki de yaptı…”
Gerçekten de,
İyi ki de yaptı.
Lapa lapa yağan kar ve odun ateşinde sahlep içmek farklı bir bakış açısı.
Bu arada,
Gözümüz gönlümüz açıldı.
Fena mı sanki hem çalıştık, hem eğlendik…
Köklü Üniversite, Güçlü Bilim, Parlak Gelecek parolasıyla attığı her adımda iz bırakan; Atatürk Üniversitesinin naif Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun ilk adımını attığı ve güzide bir karşılamayla kutladığı ve şehrimizin ilklerini anlattığı kahvaltı programıyla başladığımız haftaya, yine Palandöken’de Başkan Muhammet Sunar eşliğinde aynı amaç doğrultusunda çocuklar gibi eğlenerek yaşanılan çok özel günün, aynı değerde ki özel kızak yarışları canımıza can kattı demiştik.
Ve sonrasında kaplıcaların olduğu merkezde de lapa lapa kar yağışının altında sıcacık sahleplerimizi yudumlayarak ayrıcalıklı olmanın keyfini çıkardık ki…
Bu durum bir şeylere olan özlemin diğer adı olsa gerek.
Yanan ateş çevresinde, yorgunluk muhabbetimizin küle dönüştüğü ve kimimizin oyun havaları eşliğindeki halayı ile birlikte hatıra fotoğraflarına yansıyan samimi sıcak kareler yaşadık ki, gerçekten de yorgunluğumuza değdi doğrusu…
Elbette ki kadim şehrimizin sevilen Valisi Mustafa Çiftçi’nin nazik daveti ve yine aynı kefede bulunan ve bu kadim şehrin tarihinin sayfalarına adını altın harflerle yazdırmaya devam eden Mehmet Sekmen Başkanın ev sahipliğindeki özel akşamı ve her daim basına olan muhabbetini ve alakasını esirgemeyen ve her ortamda da dile getirerek hatırlatan Yakutiye Belediye Başkanımız Mahmut Uçar’ın nezaket dolu hatırlamaları bizleri ziyadesiyle onure etmekle beraber, şımartmıştır. AK Parti İl Baskanı İbrahim Küçükoğlu nun bu husustaki samimiyeti ise hakikaten çok değerliydi…
Her günümüz böyle olsa; ne kavga kalır, ne de küslük ama görünen o ki, her yarım kalanımız gibi bu da senede tek bir gündü ve bu da geldi ve geçti…
Bu yıl 10 Ocak; özellikle de “ÇALIŞAN GAZETECİLER” mantığıyla hareket ettiğimizde sahada olan gazeteciler açısından farklılık arz etmekteydi.
Özellikle:
Haberi; kendi eliyle ve aklıyla, kimselerden çalmadan veya kopyalamadan, takla arttırmadan ve hatta hatta yeni modamız ve bedava elemanımız yapay zekâya yaptırmadan…
Ve özellikle de kimselere hakaret etmeden ve aşağılamadan ve ima etmeden ve şantaj çerçevesi içerisinde değerlendirmeden ve menfaat elde etmek açısından aba altından sopa göstermeden ve bir yerlere tehdit mesajları göndermeden habercilik yapan arkadaşlarımız açısından da ciddi anlamda verimli geçtiğini söyleyebiliriz.
Erzurum Basınının, yerel anlamda verilmeye çalışılan ve gerçekleşmesinin asla ve kat’a mümkün olmadığını bildiğimiz “birlik ve beraberlik” mesajlarının, kamuya açıklanması ve samimi adımlarla uygulanması konusundaki göstermelik gayretlerin, gerçekten de hoş karşılanıp, umut edici bir yaklaşımla ortaya konulması; elbette ki yarınlarımız açısından sevindiricidir.
Ancak; tekelin ulusal ve özellikle de tam kadro ve tam zihniyet “hükümet yanlısı” basının elinde olduğu şehrimizde, böylesi bir birlik ve beraberlik kapsamında ortak adımdan bahsetmenin, henüz alt yapısının hazır olmadığı görüşünde olduğumuzun da özellikle altını çizmekte fayda vardır.
Dürüst olmak gerekir ki; desteğini hükümetten veya dolaylı bir şekilde yine o kanaldan alan bazı kadroların, şehrin genelinde basın açısından söz sahibi olmasında, ön planda tutulup gösterilmesinde ve basın özgürlüğünden ve habercilik anlayışı varken ve özellikle de bilnçli olarak yerleşmişken, böylesi bir birlik ve beraberliğinden ve hatta hatta aynı çatı altında toplanmasından bahsetmenin, hayal olduğu gerçeğini yıllardır yaşamaktayız.
Bu süreç içerisinde aradan sıyrılarak, bazı özelliklerinden dolayı ön plana çıkan arkadaşlarımızın şahsi gayretlerini istisna olarak kabul etsek te, görüntüde aslolan; yine hükümet destekli merkeziyetçi ulusal basının ön planda tutulduğu, birilerinin menfaati açısından da yerel basının ötekileştirilmesi gizli amacında ayrımcılık aracı olarak kullanıldığı ve özellikle o birileri tarafından ikileştirme gayreti içerisinde olduğudur.
İşte bu görüntü asıl haberdir ve artık bu haberin de asla atlatılamaz olduğu da, aşikârdır…
Lütfen; artık içimizde, Şener Şen’in Hababam Sınıfındaki Beden Eğitimi öğretmeni rolünde oynadığı ve Kung-Fu ustası olarak “çekirge” tiplemesiyle öğrencilerine yaklaştığı bir tarzda birbirimize yaklaşma huyumuzdan vaz geçelim ve gerçek bir birliktelikten bahsetmeye başlayalım isteriz.
Bu durumun elbette ki içimizdeki birilerinin işine gelmediğini biliyoruz. Elbette ki hoşlanmadıklarını biliyoruz. Elbette ki çoğunluğun olduğu ortamlarda kendilerinin her hangi bir ürünlerinin olmadığını biliyoruz ve özellikle de görüyoruz ama sondan kaçılmayacağını da biliyoruz.
Birlik ve beraberlikten bahsedecek olan kim var ise önce kapıları açacak.
Duvarları yıkacak.
Ezberlerin tamamını bozacak.
Ki
İşte o zaman bu şehirde büyüğün hürmet gördüğü, küçüğün sevgiyi algıladığı ve haber yapmanın gerçek lezzetiyle birlikte yapıcılık sihrini hep beraber göreceğiz.
“Katiyen olmaz” diyenlerin, tıpkı dün aynı zihniyetle yaklaşım sergileyenlerin unutulduğu gibi bir gün zaten unutulacağını ve o olmazlarının arasına gömüleceğini biz zaten biliyoruz.
Mahkemenin kadıya mülk olmadığını bildiğimiz ve başka şeyleri de bildiğimiz gibi…
Ve yine çok iyi biliyoruz ki;
Basını birlik ve beraberlik içerisinde olan şehirler kalkınır, o basına sahip olan şehirler yücelir ve basını problemlerin çözüm noktasında bir söz olan o şehirlerin önünde de hiçbir güç kalamaz…
Hodri meydan;
Yalan diyebilen beri gelsin…
Gün ola, harman ola;
Seneye nasipse görüşmek üzere vesselam…