Davranış Bilimleri Uzmanı Daban: Yapay zekânın kontrolsüz kullanımı bireyin duygusal, zihinsel ve manevi gelişimini olumsuz etkileyebilir

Davranış Bilimleri Uzmanı Daban: Yapay zekânın kontrolsüz kullanımı bireyin duygusal, zihinsel ve manevi gelişimini olumsuz etkileyebilir

Davranış Bilimleri Uzmanı Korkut Daban, yapay zekânın faydalarının inkâr edilemeyeceğini ancak kontrolsüz kullanımın bireyin duygusal, zihinsel ve manevi gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, “Yapay zekâ destekleyici olmalı, insanın gerçek ze

Yapay zekânın günümüz dünyasında giderek daha fazla önem kazandığını belirten Davranış Bilimleri Uzmanı Korkut Daban, bu teknolojinin bilimsel olduğu kadar toplumsal yönleriyle de tartışılması gerektiğini söyledi.

Teknolojinin yoğun kullanıldığı ve bilgiye erişimin hızlandığı bir çağda yapay zekânın gündeme gelmesinin doğal olduğunu ifade eden Daban, sürecin tarihsel bir arka plana dayandığını vurguladı.

Yapay zekânın 1950’li yıllardan bu yana bilim dünyasının gündeminde yer aldığını hatırlatan Daban, toplumsal kabul sürecinin zaman aldığını dile getirdi.

Yapay zekâya yönelik tartışmaların insan zihninde doğal dirençler oluşturduğunu belirten Daban, bu durumun hem bilimsel hem de sosyal bilimlere yansıdığını ifade etti.

Yapay zekânın faydalarının günümüzde açıkça görülebildiğini söyleyen Daban, buna rağmen olumsuz etkilerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Yapay zekânın bireyin duygusal ve zihinsel sorgulama yetisini zayıflatabildiğini dile getiren Daban, özgünleşme sürecinin bu durumdan olumsuz etkilendiğini kaydetti.

Özellikle edebiyat alanında yapay zekânın özgün eserler açısından tehdit oluşturduğunu vurgulayan Daban, klişe ve tekrarların kolaylıkla fark edildiğini, gerçek zekâ ile yapay zekâ arasındaki farkın iyi ayırt edilmesi gerektiğini, gerçek zekânın duygu ve maneviyatla beslendiğini ifade etti.

Yapay zekânın günlük hayatta aşırı kullanımının insanı tembelleştirdiğini belirten Daban, bu durumun uzun vadede telafisi zor sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.

Türkiye’de yapay zekâ alanında atılan kurumsal adımlara dikkat çeken Daban, eğitimle desteklenen dengeli kullanımın gelecekte belirleyici olacağını söyledi.

"Yapay zekânın tartışılması olağan bir süreçtir"

Yapay zekânın tarihsel arka planına dikkat çeken Davranış Bilimleri Uzmanı Daban  “Günümüz dünyasında yapay zekâ her geçen gün önem ve kıymet kazanmakla birlikte tartışmaya da açık bir alan hâline gelmiştir. Teknolojinin bu kadar yoğun kullanıldığı bir dönemde, bilgiye ulaşmanın bu denli hızlı olduğu bir çağda yapay zekânın tartışılması olağan bir süreçtir” dedi.

Yapay zekânın 1950’li yıllarda gündeme geldiğini hatırlatan Daban, “Gerek dünyada gerekse ülkemizde yapay zekâ ilk olarak makinenin öğrenmesi konusu üzerinden ele alınmıştır. Ancak yapay zekânın toplumsal açıdan kabulü zaman almıştır. Bu tür gelişmeler insan zihninde doğal olarak dirençler oluşturur” ifadelerini kullandı.

"Yapay zekâ özgünleşme noktasında insanı bir anlamda sekteye uğratabiliyor"

Toplumda yapay zekânın fayda ve zarar ekseninde tartışılmasının doğal olduğunu belirten Daban, “Bilimsel her türlü gelişme toplum tarafından tartışılabilir. İstişare ve münazaraların olması gayet doğaldır. Fayda konusu ise günümüzde artık somut şekilde görülebilmektedir. Yapay zekâ, bireyin duygusal ve zihinsel sorgulama yetisini zayıflatabiliyor. Kendini geliştirme ve özgünleşme noktasında insanı bir anlamda sekteye uğratabiliyor” şeklinde konuştu.

Özellikle edebiyat alanında yapay zekânın tehdit oluşturduğunu dile getiren Daban, “Şiir ya da hikâye yazılması gerektiğinde sadece konu başlığı vermek, yapay zekânın ortalama bir ürün ortaya koymasına yetiyor. Ancak bu ürünlerde kavram tekrarları ve klişeleşmiş ifadeler kolaylıkla fark ediliyor” ifadelerini kullandı.

"Bu durum uzun vadede ciddi sorunlara yol açabilir"

Gerçek zekâ ile yapay zekâ arasındaki farkı vurgulayan Daban, “Gerçek zekâ özgündür, duygu ve maneviyat yüklüdür. Yapay zekâ bireyi temeli olmayan bir bina gibi yukarı taşır. Yapay zekâyı türeten bir gerçek zekânın varlığını yok sayamayız. Birçok işi yapay zekâya devretmek, insanın fıtratında bulunan gelişim özelliğini köreltiyor. Bu durum uzun vadede ciddi sorunlara yol açabilir” uyarısında bulundu.

"Oran yüzde 51’in üzerine çıktığında birey yapay zekâya teslim edilmiş olur"

Yapay zekânın kullanım oranına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Daban, “Yapay zekânın hayatımızdaki payı yüzde 25–30 seviyelerinde tutulmalıdır. Bu oran yüzde 51’in üzerine çıktığında bireyin duygu ve düşünce dünyası tamamen yapay zekâya teslim edilmiş olur” diye konuştu.

Türkiye’de yapay zekâ alanında kurumsal adımlar atıldığını hatırlatan Daban, “Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü’nün kurulması, üniversitelerde ilgili bölümlerin açılması bu alanın artık kurumsal bir kimliğe kavuştuğunu göstermektedir. Bu aynı zamanda yeni bir istihdam alanıdır” dedi.

Eğitimin önemine vurgu yapan Daban, “Bir kurumun içini dolduracak bireylerin eğitimli olması gerekir. Bu eğitim sayesinde yapay zekâyı dengeli bir şekilde hayatımızın akışına dâhil edebiliriz” ifadeleriyle değerlendirmesini tamamladı. (İLKHA)



Yorumlar (0)

GÜNDEM

Haberi Sesli Oku