15675,15%1,00
43,26% -0,08
50,90% 0,56
6827,39% 1,62
10946,16% -0,68
Evet…Herkesin hafızasına kazınmış bir sahne vardır Şaban’ın Davaro filminde.Biri “Kıble orada” der, öteki elindeki hortumu çevirir; yön belli sanılır ama ....Güleriz… Çünkü komiktir.
Ama iş dönüp bizim hayatımıza gelince, gülme refleksi donar kalır.
Şimdi “ne alaka?” diyeceksiniz, haklısınız.
Açıklayayım.
Bu yetkili sendikamız var ya…
Yetkiyi almak için çıkmıştı sahneye.
Elinde vaatler, dilinde umutlar, cebinde sözler…
O gün dedikleri hâlâ kulağımızda çınlıyor:
– TÜİS’ten ayrılıyoruz
– Geriye dönük izinler alınacak
– 15 yıl çalışana 1 maaş ikramiye
– Ramazan’dan kesilen yemek paraları iade edilecek
– Rektörle ek protokol imzalanacak, maaşlara zam yapılacak
Liste uzun…
Cümleler süslü…
Ton kararlıydı.
Peki sonuç?
TÜİK’ten ayrıldık mı? Hayır.
İzinler alındı mı? Hayır.
İkramiye? Yok.
Yemek parası? Buhar oldu.
Ek protokol, maaş zammı? Kâğıt üzerinde bile yok.
Şimdi biz de doğal olarak soruyoruz:
Kıble mi yanlış gösterildi, yoksa hortum mu başka yere çevrildi?
Çünkü ortada bir gariplik var.
Söz var ama karşılığı yok.
Yetki var ama etkisi yok.
Sendika var ama sendikal refleks yok.
İşin acı tarafı şu:
Bu vaatler “olabilir” diye değil, “kesin” diye anlatıldı.
Sanki imzalar atılmış, kararlar çıkmış, paralar hazırdı.
Meğer hepsi…
Film repliğiymiş.
Sendikacılık, afiş asmak değildir.
Sendikacılık, kürsüden bağırmak hiç değildir.
Sendikacılık;
– Üyesinin cebine girenle,
– Masaya vurulan yumrukla,
– Alınan somut kazanımla ölçülür.
Bugün elimizde ne var?
Bir tomar söz,
Bir avuç hayal kırıklığı,
Bir de “bir dahaki sefere” masalı.
O yüzden artık kimse kusura bakmasın.
Biz saf değiliz.
Biz unutmuyoruz.
Biz hortumu nereye çevirdiğinizi görüyoruz.
Şimdi son kez soruyoruz:
Bize kıble diye gösterilen yön gerçekten orası mıydı,
Yoksa başından beri hortum başka bir yere mi akıyordu?
Gülmek isterdik…
Ama bu sahne artık komedi değil.
Bu, düpedüz emeğin hafife alınmasıdır.