
Lonca Studio’ya adım attığım anda bunun yalnızca bir cam atölyesi olmadığını hissettim. Burada üretimle hayat, emekle gündelik yaşam iç içe geçiyor. Lonca Studio, ortak bir hayatı ve ortak bir estetik dili paylaşan iki insanın birlikte kurduğu çok özel bir dünya.
Mert Üngör’ün camla kurduğu ilişki, mimarlık disiplininden beslenen güçlü bir altyapıya dayanıyor. Antalya doğumlu olan Üngör, Sabancı Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olduktan sonra cam sanatı alanındaki eğitimini Amerika’da sürdürmüş. Onun tasarımlarında cam, yalnızca biçim verilen bir malzeme değil; ışıkla, mekânla ve insanla ilişki kuran canlı bir unsur olarak var oluyor. Mimari bilgiyle sanatsal sezginin bu dengeli birlikteliği, işleri ilk bakışta bile ayırt edilir kılıyor.

Atölyenin üretim tarafında ise eşinin emeği ve sezgisel ustalığı hissediliyor. Cam üfleme ve sıcak cam teknikleriyle birebir üretimin içinde olan bu yaklaşım, Lonca Studio’nun ruhunu belirliyor. Ateşin başında geçirilen uzun saatler, camla kurulan sessiz ama derin diyalog, ortaya çıkan işlere samimi ve sahici bir karakter kazandırıyor. Burada cam zorlanan bir malzeme değil; dinlenerek, anlaşarak yönlendirilen bir yol arkadaşı.
Lonca Studio’nun dili tam da bu ortaklıktan doğuyor. Bir yanda mimarlık ve tasarım bilgisi, diğer yanda zanaatkârlık ve el emeği… Karı–koca olmanın getirdiği güven, uyum ve ortak sezgi, üretime doğrudan yansıyor. Bu yüzden ortaya çıkan işler tek bir imzadan çok, paylaşılan bir hayata ait.
Maison Française CAM ile yapılan iş birliği bana bu duruşun ne kadar doğal ve sahici olduğunu bir kez daha gösterdi. Yerel olanı evrensel bir estetikle buluşturma cesareti, Akdeniz ışığını çağdaş Fransız tasarım diliyle harmanlama isteği, Lonca Studio’nun camı yalnızca bir üretim alanı değil, yaşamın doğal bir parçası olarak gördüğünün açık bir göstergesi.
Lonca Studio’da üretilen her parçada bu ortaklığın izini görmek mümkün.
Ateş, emek ve hayat aynı noktada buluşuyor.
Lonca Studio’da son derece zarif bir ev sahipliğiyle ağırlandım. Bu özel deneyim için gönülden teşekkür ediyorum. Kadir hocam ve sevgili eşi Nurgül Hanım’la, camın büyüsüne ve renklerin zarafetine gözlerimde kalan bir ışıltıyla veda ettim.
Yazan : Arzu Badem