Bu hafta sonu Erzurum’da eğitim veren tüm özel eğitim kurumlarının bursluluk sınavları vardı.
Biz de jokeyler pardon veliler olarak atlarımızı (çocuklarımızı) bu yarışa pardon sınava soktuk.
Start verildi. Tribünlerdeyiz.
Kimimiz dua okuyor, kimimiz hesap yapıyor.
“Yüzde kaç alırsa kaç lira düşer?”
“Bu okuldan buraya geçerse servis kaça iner?”
“Rakipler güçlü mü, çocuk formda mı?”
Çocuk içeride ter döküyor,
veli dışarıda terbiye kaybediyor.
Bir anne fısıldıyor:
“Biz geçen sene de koşturduk ama pist ağırdı.”
Bir baba cevaplıyor:
“Biz jokeyi değiştirdik, bu sene kazanırız.”
Kimse şunu sormuyor:
Bu çocuk daha 9 yaşında, neden hayatının en kritik yarışındaymış gibi koşturuluyor?
Adına bursluluk sınavı diyorlar.
Ama verilen burs çocuğa değil, velinin vicdanına.
“Bak biz elimizden geleni yaptık” bursu.
Kazananlar net:
– Reklam afişleri
– Sosyal medya paylaşımları
– “Yüzde 100 burs kazanan öğrencilerimiz” süslü cümleleri
Kaybedenler daha kalabalık:
– “Az farkla kaçıran” çocuklar
– “Seneye daha çok çalışırsın” diye teselli edilen özgüvenler
– Daha ilkokulda yenilmeyi öğrenen minikler
Bu düzende eğitim yarış atı,
çocuklar numaralı,
veliler bahisçi,
okullar hipodrom.
Ve en acısı şu:
Bu sistemde eğitim kazanmaz,
sadece alışkanlık kazanırız.
Küçük yaşta rekabete,
küçük yaşta elenmeye,
küçük yaşta “yetmedin” denmesine alışırız.
Sonra büyüyünce şaşırırız:
“Neden bu ülkede herkes yorgun, herkes gergin, herkes hırslı ama kimse mutlu değil?”
Çünkü daha çocukken start tabancasını duydular.
Ve o ses, bir daha hiç susmadı.
Ve kimse kendini kandırmasın.
Bu bir sınav falan değil.
Bu, çocukları erken yaşta sisteme alıştırma provasıdır.
Kaybeden çocuk değil,
çocukluğudur.
Bugün bursu alamayan çocuk,
yarın “yetmediğini” düşünen genç olur.
Bugün sırada elenen,
yarın hayatta sessizce kenara çekilir.
Sonra aynı toplum oturur,
“Bu çocuklar neden cesur değil?”,
“Neden hayal kurmuyorlar?”,
“Neden itiraz etmiyorlar?” diye söylenir.
Çünkü biz onları daha ilkokulda öğrettik:
Koş, ama düşersen sus.
Dene, ama kazanamazsan suç sende.
Yetişemezsen kenara çekil.
Bu ülkede çocuklar büyümüyor.
Elemelerden geçerek hayatta kalmaya çalışıyor.
Ve en acı gerçek şu:
Bu yarışta birinci olanlar değil,
yarışa hiç girmeyenler mutlu kalabiliyor.
Ama biz onları da piste sürdük.
Numara taktık.
Start verdik.
Sonra dönüp dedik ki:
“Eğitim bu.”
Hayır.
Bu eğitim değil,
bu erken yaşta ruh yorgunluğu.