Tarih: 21.01.2026 08:32

Bakalım taşın altında ne varmış?

Facebook Twitter Linked-in

Bakalım taşın altında ne varmış?

Koşun Koşun Curling'de Kutlama Var…

Bir spor federasyonu düşünün…
10. yılını kutluyor.
Salonlar dolu, masalar kurulmuş, davetliler özenle seçilmiş.
Ama masalarda sporcular yok.
Antrenörler yok.
Emek yok.
Ter yok.

 

 

Samimiyetin olmadığı, birlik ve beraberliğin olmadığı, sadece ve sadece koltuk devamı için düzenlenen reklam çalışmasının yer aldığı bir tiyatro ve bu tiyatroya bilerek veya bilmeyerek katılım sağlamış olan birkaç bürokrat, siyasetçi, akademisyen vs vs… 

Kalenin komutanları ve kurşun kalem askerleri, olmayan zaferin kutlamalarını yaparken; mücadelenin içerisinde yer alan, buzun gerçek askerlerinin olmaması gayet normal, çünkü o asker kutlanılacak bir şeyin olmadığını zaten biliyor… 

Bu komedi sahnesine onları çağırmak atılacak risk hamlesinin en büyük adımı olacaktı. 

Ve o yüzden de bu adım atılmadı… 

Türkiye Curling Federasyonu, geçtiğimiz günlerde sözüm ona 10. kuruluş yılını kutladı. 

Kutladı ama neyi kutladı, orası hâlâ belirsiz.

Çünkü gerçek şu: Curling bu ülkede 10 yıllık bir spor değil!
2009'dan beri var.
2011'den beri uluslararası sahada.
Yani 16 yıldır bu ülkenin spor branşlarından biri.
Dört olimpiyat dönemi geçirmiş.
Ama ortada tek bir olimpiyat bileti yok.

Peki o zaman şu soruyu sormak zorundayız:
Bu 10 yıl neyin başarısı? 

Neyi kutluyorsunuz siz?

Değil mi ki "Yeniyiz" Masalı Artık Tutmuyor

Federasyon cephesinden gelecek cevabı tahmin etmek zor değil:
"Bu branşta yeniyiz."

Hayır, değilsiniz!
Ve bu mazeret artık kimseyi ikna etmiyor.

Aynı ülkede, aynı imkânlarla, aynı spor sisteminin içinde kısa mesafe sürat pateni "yeni" olmasına rağmen 2022 Olimpiyatları'na sporcu gönderdi. 2026'ya iki sporcu gönderiyor.
Demek ki mesele "yenilik" değil.
Mesele bakış açısıdır, mesele yaklaşımdır, mesele sadece ve sadece yönetimdir...

 

 

Yemeğin lokmaları boğazınıza düğümlenecek ama bir branşın nasıl geriletildiğinin hikâyesine, hep beraber bir bakalım mı ?

Gelin somut konuşalım.
Karışık Çiftler (Mixed Doubles).

2016–2021 arasında aynı sporcularla gidilen bir süreç.
2018'de Dünya 8'inciliği.
Bu ülke için çok kıymetli bir başarı.

Peki sonra ne oldu?

2022'de bir karar alındı.
Erkek sporcu değiştirildi.
Yerine kim geldi?
Takımın antrenörü.

Yani aynı kişi hem oyuncu, hem antrenör.
Bu yanlış değil mi?
Söylendi.
Uyarıldı.
"Olmaz" denildi.

Ama cevap hazırdı:
"Bütün sorumluluk benim."

Sorumluluk alındı ama o sorumluluğun hesabı verilmedi.

Gençler Kapıda Beklerken…

Oysa öneriler vardı.
Genç sporcularla iki ayrı takım kurulması istendi.
Sadece bu kategoriye odaklanacak kadrolar önerildi.

Dinlenmedi.
Kulak asılmadı.

Sonuç mu?

2023, 2024, 2025…
Sürekli düşen sıralamalar.
Ligden düşüşler.
Sadece "katılmış olmak" için yapılan şampiyonalar.

 

 

 

Ve sonunda 2026…
Türkiye, ilk kez Dünya Karışık Çiftler Şampiyonası'na katılamadı.

Bu bir tesadüf mü?
Hayır.
Bu, yanlış kararların beklenilen doğal sonucudur.

Ve adı; 

Bürokratların ve siyasetçilerin ve dahi kurşun kalemlerin koruma kalkanı altında 10. Yıl kutlaması… 

Gel de inanma!

Sonrasında ne mi var?

 

 

 

Bir Sporcunun Onuru, Bir Yönetimin Sessizliği var…

2025 Kanada Dünya Şampiyonası…
Takımın kadın sporcusu.
400'den fazla milli maç.
Milli takım kaptanı.
Bu branşın onurlu yüzü.

Ve iddiaya (!) göre tribünden, sözüm ona yönetici ağzıyla şu cümleler:
"Sen kötü oynuyorsun!"
"Maçları sen kaybettiriyorsun!"

Buna sporcu dili denmez.
Buna mobbing denir…

Ve doğal bir sonuç olarak o sporcu bu kategoride yarışmak istemediğini söylüyor.
Peki ne oluyor?
Yine sessizlik.

Şimdi bu konuda kendisini muhatap olarak kabul eden, özellikle de bu kutlamalar nezdinde "ben de buradayım" manasında karede görünmek için başını uzatanlar, saati görünsün diye kolunu öne uzatanlar veya her hangi kim var ise bürokrat olur, siyasetçi olur, kurşun kalem olur, 

Soru Çok Basit

Bugün geldiğimiz noktada artık süslü kutlamalar değil, net cevaplar gerekiyor.

– Bu branş neden 16 yılda olimpiyata gidemedi?
– 2018'deki başarı neden bilinçli şekilde sürdürülemedi?
– Antrenör–sporcu karmaşasına kim izin verdi?
– Gençler neden devreye sokulmadı?
– Bir sporcunun onuru neden korunmadı?

Ve en önemlisi:

Bu başarısızlığın sorumluluğu kimde?

Antrenörde mi?
Oyuncuda mı?
Yoksa "tüm sorumluluğu alıyorum" deyip hala o başkanlık koltuğunda oturan da mı?

Curling'de 10. yıl (!) kutlandı.
Ama bu tabloya samimi ve mantıklı bakınca ortada kutlanacak bir şey yok.
Ortada sadece (kim soracak ise o da merak konusu ya!) hesap verilmesi gereken bir dönem var.

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —